KÖRLÜK NEDİR?
Yeryüzünde en azından ondörtmilyon körün olduğu güvenilir istatistiklere dayanan bir gerçektir. Ancak körlük derece derecedir. Bunun için tam anlamıyla tanımlanması kolay değildir. Bazı kimseler ışığı bile göremezler. Buna karşılık sadece ışığı karanlıktan ayırt edenler vardır. Bazı kimseler de en açık seçik şeyleri ancak fark edebilirler.
Yeryüzündeki körlerin çok küçük bir bölümü doğuştan kördür. Doğuştan körlük “konjentinal körlük” diye tanımlanır. Nedenleri de bilinmemektedir.
Sonradan oluşan körlüklerde genel neden belirli göz hastalıklarıdır. Göz hastalılarının dışında , vücudun bütününde etken olan bir hastalık da körlüğe zemin hazırlayabilir. Menenjit ya da şeker, bu hastalıklardan ilk akla gelenler arasındadır. Doğrudan doğruya göz üzerinde etki gösteren kazalar, patlamalar, yanmalar da sonradan olma körlük için diğer nedenlerdir.
Hayat ortalamasının yüksek, yani insanların uzun ömürlü olduğu ülkelerde, yaşlılık genellikle göz yapısında belirli değişmeler yaratır. Daha doğrusu, gözde ve görme koşullarında değişimler olur. Katarakt ve glaukoma, bu değişimlerde etken koşulların en önemli iki örneğidir. Bizde halk arasında yaygın olarak “tavuk karası” diye bilinen katarak, körlüğe yol açan nedenlerin en önemlisidir.
Katarakt, göz merceğinin bulutlanması diye açıklanabilir. Mercek, gözde ışık ışınlarının geçtiği saydam kısımdır. Bu bölüm bulutlanınca, sadece kuvvetli ışık geçebilir. Görmede belirli ölçüde bir eksilme olur. Kataraktın gözde ameliyatla giderilmesi olanağı vardır.
Glaukoma ise, göz küresinin sertleşmesidir.
Sertleşme haliyle, gözün içinde büyük bir basınç meydana gelir. Günümüzde vakit geçmeksizin müdahale edilen glaukoma doktorlar tarafından kontrol altına alınabilmektedir.
Görme yeteneğinin kaybında tek başına etkin olan bir başka hastalık, trahomadır. Gözün iç dokularını tahrip eden trahoma, bir virüsün sebep olduğu korkunç bir göz hastalığıdır. Trahoma, aynı zamanda gözün kornea kısmı üzerindeki kan damarcıklarını da etkiler. Böylece görme yeteneği kaybolur.
Halen antibiyotikler sayesinde trahoma kontrol altına alınabilmiştir. Buna rağmen, Avrupa, Asya ve Afrika’ nın bazı bölgelerinde çok yaygındır.